7 Kasım 2021 Pazar

ADALETİN YALNIZCA GÖZLERİ DEĞİL KULAKLARI DA KAPALI DURUMU (ŞİİR)

 Bir Adalet heykeli yani anlayışı düşünün ki gözleri kapalı, elinde kılıç

Memeleri, kalçaları, vaginal bölge vurgulayan

Bilimselliğe yöneltmekten çok cinsel tahriğe yönelten ahlakdışı giysili bir dişi

Yani adalete değil sekse heykel

Adaletten çok sekse yönelten birşey,

Adalet heykeli'ndeki yetişkin dişinin gözlerinin bir bezle kapalı olması

'Ben kimsenin mevkisine, makamına bakmadan karar veririm' olarak

Yorumlanmakta, onurlandırılmakta ve övünülmekte olsa da

Durum ki hem gerçekte 'Ben gözleri kapalı karar veririm' demektir

Hem Yunan mitolojisinde Uranüs ve Gaia'nın kızı

Ve Zeus'un Metis'ten sonraki ikinci olan adalet ve düzen tanrıçasını

Simgelediği için hem akıldışılıktır, hem bilimdışılıktır

Yani Adalet heykeli'nin gözleri açılsa da durum budur ki

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir dünya olan siyaset dünyasına da

Uygun bir durumdur ki hukuku, yasaları siyasetin yapmakta olduğu da unutulmamalı

Yani akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir dünya kendisine simge olarak

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı bir dünyayı seçmiş bulunmaktadır

Ancak durum ki Adaletin yalnızca gözleri değil kulakları da kapalı tıpkı siyasetteki gibi

Yani Adalet heykeli, gözleri kapalı da olsa, açık da olsa, hukukun bilim olmadığını anlatır,

Adalet 'Yargıç/Hakim, hakime öyle karar vermiş, öyle uygun görmüş' durumu olamaz

Örnek ki tıp bilimdir, ve hastahanelerde, doktorlar

Tahlil(Analiz) sonuçlarına aykırı karar vermek yetkisine, hakkına sahip değiller

Çünkü tıp bilimdir, doktor yani insan kararı değil yani tıp bilime göre karar verir

İnsanlara ya da siyasete ya da topluma göre değil

Yani durum ki yargıçların da 'Kendilerine göre karar hakkı' olmamalıdır

Doktorlar gibi tahlillere bakıp karar vermelidirler

Yani yargıçların da 'Kafalarına göre karar vermek' hakkı olmamalıdır

Eğer hukuk bilim ise, adalet de doğruculuk ise,

Hukukun, adaletin, savcıların, ve yargıçların yani mahkemelerin yanlışları

Yanılgıları konusunda şu örneği verebilirim:

'Biri A, biri B olmak üzere iki kişi birbirlerinden şikayetçi

Ve A'nın yalnızca el bileklerinde darp izileri(izleri) var

A diyor ki 'Bu kişi benim el bileklerimi elleri ile tuttu, sıktı

Ve el bileklerimde tırnak izileri kaldı, işte bu da bunu doğrulayan hastahane raporu'

B de diyor ki 'Ben onun bileklerini tutup sıktım ancak bana saldırdığı bıçağı

Elinden düşürmek, elinden almak, bıraksın diye' diyor

A da diyor ki 'Hayır, benim elimde bıçak yoktu, ben ona saldırmadım

O bana saldırdı, işte bu da hastahane raporum'

Savcı da, yargıç da şöyle düşünüyor, mahkeme kararı şu oluyor:

'A, B'ye saldırdığı savını kabul etmiyor

B ise A'nın bileklerini tuttuğunu ve tırnakları ile sıktığını kabul ediyor, itiraf ediyor

Öyle ise A masumdur, B suçludur'

Oysa gerçek, B'nin anlattığı gibidir yani A yalan söylemektedir

Ve kendi bileklerini kendisi bile çizen herkes de hastahaneden darp raporu alabilir

Savcı da, yargıç da şöyle düşünmeli idi: 'Bir insana saldırmak isteyen insan

Saldırmak istediği insanın neden yalnızca el bileklerini tutsun

Yalnızca el bileklerini tutmakla yetinsin, neden yalnızca el bileklerine saldırsın

Olağan durum ki saldırgan insanlar saldırdıkları insanların yüzlerine, gözlerine yumruk

Bacaklarına ya da biryerlerine tekme atarlar yani hiçbir saldırı el bileklerine saldırı ile bitmez

Ve birinin el bileklerini tutmak el bilekleri tutulan insanın saldırdığını

El bileklerini tutan insanın, kendisini korumak için bunu yaptığını gösterebilir',

Peki, doktorlar karar vermek konusunda, basit bir hastalıkta bile

Teknolojinin yaptığı pekçok tahlile bakarlarken

Yargıçlar karar verirlerken neye bakmaktalar

Durum ki varsa kamera kayıtına, parmak izi kayıtına, Dna'ya

Ve bir de adaleti en çok yanıltan özneler olan tanıklara, ve hastahane raporularına

Oysa tanıklar yalan söyleyebilirler, hastahane raporu da suçluyu göstermez

Yani adaletin 'Mantık' yanında bir de 'Yalan makinasına(makinesine)' gereksinimi var

Ancak durum ki hukuk fakültesi dünyasında öğrencilere mantık öğretilmemekte

Adalet de en önemli cihazdan yani Yalan makinasından mahrum bırakılmakta

Yani durum ki Adalet heykeli'nin yalnızca gözleri değil kulakları da kapalı

Yani zaten gerçekleri görmüyor, duyduklarını da doğru anlamıyor

Gerçek ki Yalan makinasız(makinesiz) bir adalet, yargılama, mahkeme durumu

Bilimsel olmayan çağ durumudur

Bu nedenle de tıp biliminin kararları kadar güvenilir değildir

Yani Yalan makinasız adalet eğer sanık suçunu kabul etmiyorsa gerçek, doğru adalet değildir

Adalet doğru karar vermek için tıpkı hastahanelerdeki gibi, gerekli her cihaza sahip olmalıdır

Merdivenaltı kırıkçısı, çıkıkçısı durumunda olmamalıdır,

Peki neden mahkemelerde Yalan makinası yok

Belki avukatlar işsiz kalmasın diyedir, belki de zaten hukuku, yasaları yapan siyaset

Yalan dünyası olduğu içindir

Ancak ne olursa olsun, böyle adalet olmaz

Bu nedenle ki sanığın suçlamaları kabul etmediği ancak mahkum edildiği

Ceza davasıları(davaları) ve boşanma davasıları sürekli kuşku altında kalır,

Gözleri kapalı, söylenilenleri doğru yorumlamıyor

Böyle adalet olmaz

Doktorun eline, gerekli cihazları vermeden doğru karar vermesini isteyemezsiniz

Adaletin eline de gerekli cihazları vermeden adaletin doğru karar vermesini bekleyemezsiniz

Gerçek ki 'Yargıçın takdir yetkisi' varsa gerçek, doğru hukuk da

Gerçek, doğru adalet yok demektir, ve hukuk da bilim değil demektir

Doktorlara, tahlil sonuçları ne derse dersin, tahlil sonuçularına aykırı karar vermek

Tahlil sonuçularına aykırı teşhis koymak, hastalığın tedavisine aykırı tedavi vermek

Yetkisi, hakkı var mı, yok, çünkü tıp bilimdir

Adaletin eline Yalan makinası cihazını da verin ki gözleri de, kulakları daha da açılsın

Durum ki iki Yalan makinası bin yalancı tanıktan iyidir.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 7.11.21/04.29

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.